| |
Yeme bozukluğu, kökeni duygusal sorunlara dayanan yeme davranışlarındaki bozukluklardır. Yeme bozukluğundan yakınan kişiler yemekle ilgili saplantılara sahiptirler. Bunun yanı sıra beden imajları ve kiloları, gün içerisinde ne yedikleri, ne kadar yedikleri, aldıkları besinlerin kalori değerleri düşünce sistemlerinin önemli bir kısmını kaplar. Genelde 12-35 yas arasında kadınlarda görülen yeme bozukluğu son yıllarda erkeklerde de çoğalmaya başlamıştır. Yeme bozukluğu anoreksia nevroza, bulimia nevroza, ve obeziteye sebep olan tepkisel yemek yeme bozukluğu olarak sınıflandırılır.
Anoreksia ve Bulimiadan yakınan kişiler, mükemmelliyetçi bir kişilik yapısına sahip olup, kendilerini aşırı derecede yargılarlar. Ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar,kendilerini şişman hissederler. Yeme bozukluğu; kişilik bozukluğu, panik bozukluğu, madde bağımlılığı, depresyon gibi başka psikolojik rahatsızlıklarla aynı anda ortaya çıkabilir,.
Yeme bozukluğu çok ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır ve tedavi edilmezse çok ciddi psikolojik ve bedensel sorunlara sebep olur.
Anoreksia Nevroza:
Eğer bir kişi olması gereken normal kilonun en az %15 kadar altındaysa anoreksia nevroza teşhisi konabilir. Anoreksia nevroza olan kişiler normal kilolarında kalamazlar, çünkü yeterli derecede yemez, fazla egzersiz yapar, kimi zaman ise yediklerini kusma veya laksatif ilaç kullanarak vücutlarından atmaya çalışırlar. Anoreksia Nevroza; menstrual period düzensizlikleri, kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kemiklerde incelme(Osteoporosis), sac ve tırnaklarda cansızlık, dökülme, deride kuruluk ve sararma, kalp ritmi ve bağırsak düzensizlikleri, kansızlık, kan basıncının ve nefes ritminin düşük olması, vücut ısısında düşmeden kaynaklanan üşüme hissi, kaslarda güçsüzlük, ağrı ve yorgunluk hissi, sosyal ortamdan uzaklaşma, depresif ruh hali gibi pek çok psikolojik ve fizyolojik bozukluklara sebep olabilir. Anoreksia Nevrozada aşırı gıda kısıtlamasına bağlı gelişen bedensel bozukluklar ölümle sonuçlanabileceği için erken teşhis oldukça önem taşır.
Bulimia Nevroza:
Bulimia Nevroza olan kişiler devamlı diyet ve egzersiz yapmalarına rağmen normal kilonun altında, normal kiloda, fazla kilolu, hatta obez bile olabilirler. Normal kilonun altında bile olsalar hiçbir zaman bir anoreksia nevroza görüntüsü olmaz. Bulimia Nevroza olan bir kişi kısa bir zaman dilimi içerisinde, yarim saat ile 2 saat arası, binlerce kalorilik besin tüketip bunu kusma veya laksatif ilaç kullanımı ile vücutlarından atmaya çalışırlar. Yemek yedikleri sırada kendilerini kontrolden çıkmış gibi hissederler ve bu yemek yeme krizlerini herkesten gizli tutarlar. Genelde yeme, kusma veya laksatif ilaç kullanımı kişiden kişiye haftada birkaç kez ile, günde birkaç kez olmak üzere değişiklik gösterir.Bulima Nevroza ; kronikleşmiş boğaz ağrısı,tükürük bezlerinde, boyunda ve yüzde suskunluk,dişlerde çürüme, mide ve bağırsak hastalıkları, potassium dengesizliğine bağlı kalp krizi riski, kaslarda yorgunluk ve kramplar, ruh halindeki ani değişimler,depresyon gibi bedensel ve ruhsal hastalıklara yol açabilir.Bulimia Nevroza vücuttaki sıvı dengesizliğine bağlı olarak gelişen ani kalp durmasına sebep olabilir. Bunun yanı sıra kusmadan kaynaklanan yemek borusundaki yırtılma da hayati riske atan kanamalara meydan verebilir.
Tepkisel Yemek Yeme Bozukluğu:
Tepkisel yeme bozukluğu olan kişiler kısa zaman diliminde çok fazla besin tüketirler. Kendilerini yemek yerken kontrolden çıkmış gibi hissederler. Bulimia Nervoza'dan farklı olarak kişi aşırı yeme krizlerinin arkasından kusma veya laksatif ilaç kullanımı ile kilolarını kontrol etme yoluna başvurmaz. Tepkisel yemek yeme bozukluğu obezite, hipertansiyon, diyabet, kalp ve damar rahatsızlıkları ve depresyona yol acar.
Yeme Bozukluğu Tedavisi
En ideal tedavi şekli, özellikle kronik vakalarda, kişinin bir hekim kontrolünde fizyolojik testlerinin yapılması, ve gerek varsa fizyolojik tedavisi; bir diyetisyen kontrolünde günlük diyetinin ayarlanması, ve aynı zamanda düzenli psikoterapi ile sorunun altında yatan temel sebebin bulunması, sorunun çözümüne yönelik çalışılması ve sağlıksız yeme davranışının değiştirilmesidir.
Anoreksia' nın Sorumlusu Kim?
Dünyayı kasıp kavuran zayıflama tutkusunun izlerini her yerde görmek mümkün-mankenler, sinema sanatçıları, öğrenciler.Bu konu, psikolojik kökenli beden imajı problemlerini ve yeme bozukluklarını da beraberinde gündeme taşıdı. Dünya basınında son zamanlarda, modellere özenip sıfır beden olma tutkusu ile Anoreksia Nevrozaya yakalanıp hayatlarını tehlikeye atan, hatta kaybeden genç kızlardan bahsedildi. Daha sonra Brezilya' da anoreksia'dan ölen iki tane model yer aldı gündemde. Anoreksia'nin modellere özenen genç kızlar arasında yayılmasını önlemek için moda dünyası mankenlere sıfır beden olma yasağı getirdi. Anoreksia nevrozadan sorumlu tutuldukları için modellerin üzerine gidildi. Daha sonra dünyaca unlu Brezilyalı model Gisele Budchen basında aileleri sorumlu göstererek başka bir boyuta taşıdı Anoreksia tartışmasını.
Anoreksia'nin sorumlusu kim peki? Moda dünyası mi, yoksa problemli aileler mi?
İlk önce anlaşılması gereken bir nokta var ki o da anoreksia nervosa bir seçim değil, psikolojik bir hastalıktır. Her psikolojik hastalıkta olduğu gibi Anoreksia Nevroza da tek bir sebebe bağlanamaz.
Değişen sosyal değerler kadın çekiciliğini zayıflıkla bağdaştırdığı, medyanın ideal kadın modelini zayıf kadın olarak yansıtması anoreksianin sebeplerinden biri olarak gösterilebilir. Yalnız, yeme bozukluklarının yüzyıllardır varolduğu göz önüne alınırsa değişen sosyal değerler ve medyanın etkisi tek sebep olarak gösterilemez.
Mükemmelliyetçilik, kendine güven eksikliği, depresyon, problemli ilişkiler, travmalar, boşanma, ölüm, başka bir şehre ya da ülkeye taşınma gibi kişinin hayatında gelişen koklu değişimler, aile ilişkilerindeki problemler,iletişim sorunları anoreksia nevrozanın oluşumuna sebep olabilen baslıca duygusal etkenler olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra genetik faktörlerin de anoreksianın gelişmesine sebep olduğu bir gerçektir. Son yıllarda bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda ailesinde yeme bozukluğu olan bir kişinin anoreksia olma riskinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anoreksia Nevroza estetik kaygıdan çok daha fazlasını barındırır içerisinde.Diğer bir deyişle, bu psikolojik hastalık sadece zayıf olunca daha güzel olunacağı düşüncesi ile açıklanamaz. Yalnız, kişinin bunu kabullenmesi zaman alabilir. Türkiye' de anoreksia olan pek çok kişi psikolojik destek almaktan kaçınıyor. Çünkü bunun aslında kilo vermek istemenin ya da ince bir bedene sahip olma arzusunun ötesinde psikolojik bir hastalık olduğunu kabul etmiyor. Yardım almaya karar verme sıkı diyet ve/veya aşırı egzersiz sonucu ortaya çıkan kalp,damar ve dolaşım bozuklukları, sindirim sistemi hastalıkları, cilt,deri ve diş problemleri, metabolik sorunlar gibi ciddi bedensel rahatsızlıkların ve/veya ağır depresyon. intihar girişimi gibi psikolojik bozuklukların arkasından gerçekleşiyor. Bu aşamada hastalık iyice yerleşmiş ve etkileri kronikleşmiş olduğu için hem kişi için hayati tehlikeye atan riskleri daha büyük oluyor, hem de iyileşmesi çok daha uzun zaman alabiliyor. Dolayısıyla en kısa zamanda bir psikolog ve beslenme uzmanından yardım almak ileride doğabilecek çok ciddi psikolojik ve fizyolojik bozuklukları önleyeceği gibi, alınan ve yakılan kalorileri hesaplarken boşa harcanan zamanı daha verimli kullanabilmeyi sağlayacaktır.
KAYNAK:
Uzman Psikolog Feyza BAYRAKTAR: 'Yeme Bozukluğu Nedir?'
yukarı
|