| |
TAKINTILAR
(Obsesif Kompülsif Bozukluk)
Takıntı hastalığı bilim literatüründe “Obsesif Kompülsif Bozukluk” olarak adlandırılır. OKB obsesyon ve kompülsiyon kavramlarının birleşmesinden oluşur. Obsesyon kavramının Türkçe karşılığı takıntı veya saplantıdır. Takıntı, istem dışı oluşan, tekrarlayıcı ve rahatsız edici düşünceler, imgeler ve güdülerdir. Kişi istemediği ve düşünmemek için çaba sarf ettiği halde düşünür. Bu düşünce ve güdülerin iradesi dışınca oluştuğunun farkındadır.
Takıntılar çeşitli konularda olabilir. Birinde sadece bir takıntı varken, bir başkasında birden fazla takıntı görülebilir. Takıntılar zamanla değişebilir; bir takıntının semptomları zamanla yok olurken, yerini başka bir takıntı türü alabilir.
En Sık Görülen Takıntılar
1.Temizlik takıntısı
2.Şüphe takıntısı
3.Simetri takıntısı
4.İlgi takıntısı
5.Nesne takıntısı
6.Hareket takıntısı
7.Saldırganlık takıntısı
8.Sayma takıntısı
9.Dokunma takıntısı
10.Okuma takıntısı
11.Biriktirme takıntısı
12.Metafizik takıntısı
13.Cinsellik takıntısı
14.Ses takıntısı
15.Bakma takıntısı
Kompülsiyon ise, takıntılı düşünceden sonra veya saplantılı düşüncenin verdiği rahatsızlıktan kurtulmak için kişinin defalarca yaptığı eylemler, endişeli düşünceleri takip eden ritüel davranışlar veya zihinsel etkinliklerdir. Kompülsiyon teriminin Türkçe karşılığı ise, zorlantıdır. Her obsesyonun bir kompülsiyonu vardır.
Temizlik takıntısının zorlantısı, yıkama, dezenfekte etme, nesneler veya diğer kişilere dokunmama ve kendini toplumdan soyutlama olarak ortaya çıkar.
Şüphe takıntısının zorlantısı, kontrol etme biçiminde belirir.
Simetri takıntısının zorlantısı, eğri duran nesneleri düzeltme, birçok şeyi belli rutinlerde gerçekleştirme olarak kendini gösterir.
Hastalık takıntısının zorlantısı, hastane hastane dolaşıp tahliller yaptırma şeklinde ortaya çıkar.
İlgi takıntısının zorlantısı, araba plakalarını okuma, kaldırım taşlarını sayma, telefon numaralarını ezberleme olarak ortaya çıkar.
Biriktirme takıntısının zorlantısı, bulduğu gerekli gereksiz nesneleri biriktirme, eskimiş eşyalarını biriktirme biçiminde ortaya çıkar.
Saldırganlık takıntısının zorlantısı, kendini saldırmayı düşündüğü kişi veya kişilerden uzak tutma olarak ortaya çıkar.
Hemen hemen her insanın bir veya daha fazla takıntısı vardır. Fakat hastalık düzeyinde olmayabilir. Kişinin takıntısı veya takıntıları yaşamını sınırlandırmayabilir. Takıntı hastalığı, ruhsal hastalıklar içinde üçüncü veya dördüncü sırada yer alır. Daha çok 20–40 yaşları arasında görülür. Fakat çocuklarda da oldukla fazla görülen psikiyatrik bir bozukluktur. Takıntının hastalık sayılmasının önkoşulu, kişinin yaşamını sınırlandırması ve/veya kişinin çevresiyle uyumunu bozmasıdır.
Çocuklarda OKB
Takıntılar, her ne kadar 20–40 yaşları arasında ortaya çıkıyorsa, çocuklarda da çok sık görülen bir bozukluktur. Çocuk, düşüncelerinin veya eylemlerinin çok saçma ve aptalca olduğunu bilmesine karşın kendini kontrol edemez. Takıntılarından dolayı suçluluk duyan çocuklar olabilir.
Çoğu zaman, OKB başladığında anne baba durumu çocuğun şımarıklığına bağlar veya çocuğun inatçılık yaptığını düşünür. Kimi ebeveyn baskıyla, kimi de tatlı sözlerle bu durumun üstesinden gelmeye çalışır; fakat baskıyla veya güzel sözlerle, vaatlerle semptomların azalmadığını, aksine çoğaldığını görünce daha gerçekçi çözüm yolları arar.
Çocuklarda en çok görülen takıntı, temizlik ve mikropların bulaşmasından korkma takıntısıdır. Kimi çocuk, tuvalette çok mikrop olduğunu düşünerek, okul vb. yerlerde kullanılan umumi tuvaletlere girmez ve bazen evdeki tuvaleti bile kullanmayı ret edebilir. Kimi çocuk ise, tuvaletten sonra dakikalarca ellerini yıkar, bir türlü lavabodan çıkamaz. Bazı çocuklar, günde beş altı kez giysilerini değiştirir ve çıkardıkları giysilerin yıkanmasını, aksi durumda giymeyeceğini belirtirler; çünkü o giysilere mikropların bulaştığını, yıkanmadan mikropların çıkmayacağını düşünürler. OKB’li çocukların bir kısmı, kirlenmekten veya kendilerine herhangi bir şeyin bulaşmasından korkar. Kan, tükürük, dışkı ve verem, sarılık ve AIDS virüslerinin bulaşacağını düşünerek gittiği her yerde kan olup olmadığını kontrol eder, tükürükler üzerine sıçramasın diye insanlardan uzak durmaya çalışır.
Çocuklarda sık olarak rastlanılan diğer bir takıntı türü, kendisine ve aile bireylerine zarar verileceği veya başlarına bir afet gelebileceği endişesidir. Şu yoldan gidersem başımıza bir felaket gelecek, diye düşünerek yolunu değiştirir. Yoldaki elektrik direklerine tek tek dokunmazsa babasının kaza geçirip öleceğini düşünür ve bütün direklere dokunur. Çocuk devamlı bir kaygı içindedir ve güven duyabileceği bir ortam, düşünce veya rahatlama arar. Bu nedenle çocuk, annesine veya babasına çok sık olarak bunlara benzer sorular sorar: Anne, evimiz yanmaz değil mi? Baba, beni kimse kaçıramaz, değil mi? Evimizi su basarsa ne olur?
Anne baba, çocuğun endişesini hafifleten cevapları defalarca vermesine rağmen çocuk, aynı soruları tekrar sormaktan kendini alamaz. Kimi ebeveyn çocuktaki kaygıların nedenini bilmediği için çocuğa “kapat şom ağzını!” diyerek öfkelenir.
Çocuklarda görülen bir takıntı türü de, çocuğun utanacağı durumlara düşmesinden kaygı duymasıdır. Çocuk, olmadık yerde, olmadık sözler söyleyebileceğini düşünerek endişe duyar ve çoğu kez konuşmamaya çalışır. Kimi çocuk da giysisinin yırtılacağından veya altını ıslatacağından korkar; bu durumlara düşmemek için kendince önlemler almaya çalışır.
Simetri takıntısı olan çocuk, her şeyi belli ölçülerde düzeltmeye çalışır. Aynı boyda olan kitapları yan yana dizer, giysilerini aralarında beşer santimetre olacak şekilde dolaba asar, duvardaki tabloyu düzeltmek için saatlerce uğraşır, defterinin yapraklarından sadece bir sayfasını yazar, dik çizgi çizmeyi gerektiren harfleri tam dik çizmek için uğraşırken saatlerce tek bir satır yazamaz. Çocuk, çoğu zaman düzgün yazamadığı için yazı yazamaz, yeniden düzeltemediği için dolabına dokunamaz, aynı oranda yıpranmadığı için kitaplarına el atamaz vb.
Bazı davranışları her defasında aynı sayıda veya aynı biçimde yapan çocuklar da vardır. Kimi çocuk, dışarı çıkmadan önce yirmiye kadar sayar, yatmadan önce 3,5,7 ve katları şeklinde sayar, kaldırım taşlarını sayarak veya taşlara çapraz basarak yürür, sınavdan önce kalemi belli bir sayıda kağıda vurur vb.
Anne Baba Neler Yapabilir?
OKB semptomlarına hizmet etmek, semptomları azaltmak yerine artırır. Örneğin, çocuk klozet kapağına dokunamıyorsa, anne çocuğa yardım etmek amacıyla klozet kapağını kendisi açıyorsa, çocuğun temizlik takıntısı ilerler. Bu nedenle çocuk takıntısıyla yüzleştirilmelidir ve takıntısına hizmet edecek davranışlardan kaçınmalıdır. Örneğin, temizlik takıntı olan çocukla, oyun oynarken dış ortam ve giysilerin kirleneceği oyunlar tercih edilmelidir. Kapı kollarını kendisi açması sağlanmalıdır. Şüphe takıntısı olan çocuğun tekrarlanan soruları cevapsız bırakılmalıdır. Düzen takıntısı olan çocuğun evdeki eşyaları düzeltmesine gereğinden fazla izin verilmemelidir.
Takıntılarla mücadele etmeden önce, çocuğa güven verilmelidir; yani biraz çabayla takıntılarından kurtulacağına dair ikna edici bilgiler verilmelidir. Bu konuda herkesin kendisine yardım edeceği belirtilmelidir. Duyduğu endişelerin gerçek olduğu; ama asla kendisine zarar vermeyeceği açıklanmalıdır.
Takıntının yok olması veya azalması için takıntıyla yüzleşmesi sağlanmalıdır. Bunun için küçük dozlarda başlanılmalı ve doz her gün biraz artırılmalıdır. Örneğin, kapı koluna dokunduğu için derhal elini yıkama gereği duyan çocuğa, ilk gün kapı koluna dokunduktan iki dakika sonra ellerini yıkamasına izin verilmeli, diğer gün süre üç dakikaya çıkartılmalı ve giderek artırılmalıdır. Zamanla sadece tuvaletten sonra ve yemeklerden önce ellerini yıkamasına izin verilebilir ve çocuk da bu düzene alışabilir.
Çocuğa olan ilgi artırılmalı ve onunla daha fazla zaman geçirilmelidir. Bu, anne baba ve diğer aile bireyleri tarafından paylaşılabilir. Çocukla birlikte hoş vakit geçirebilecekleri yerlere gidilmeli, alış-veriş yapılmalı, parka, sinemaya, tiyatroya gidilmeli ve evde çeşitli oyunlar oynanmalıdır; çünkü çocuk, sevdiği şeylerle ne kadar çok meşgul olursa, o kadar çok takıntılarından uzaklaşmış olur.
Kaynak:
Çetin ÖZBEY, Çocuk Gelişiminde Yaşanan Sorunlar, İnkılap Yay, İstanbul, 2005
yukarı
|